İçeriğe geç

Viran olasi hanede evlad-u iyal var ne demek ?

Viran Olasi Hanede Evlad-u İyal Var Ne Demek? Bir Genç Yetişkinin Hikâyesi

Kayseri’de bir kasaba var, hani tam şehrin gürültüsünden uzak ama aynı zamanda sıcak insanlarıyla biraz da kırsalın yumuşak ritmini taşıyan bir yer. Burada büyüdüm, buradaki hayatı ve her anın duygusal yükünü çok iyi bilirim. 25 yaşımdayım, günlüklerimle yaşarım. Duygularımı yazıya dökerim çünkü bu şehirde kimseyle gerçekten ne hissettiğimi paylaşmak kolay değil. Ama yazınca her şey daha anlaşılır oluyor. Bu yazıyı da, bir zamanlar bana çok anlamlı gelen bir deyimi, “Viran olası hanede evlad-u iyal var”ı anlatmak için yazıyorum. Belki de buna başka bir bakış açısıyla bakmam gerektiğini düşündüm. Kim bilir?

Bir Kırık Evde Başlayan Hikâye

Yaz akşamları, Kayseri’nin toprak kokusu hâlâ havada asılı kalırken, evin pencerelerinden gelen serin rüzgârla uyandım. O sabah fark ettiğim bir şey vardı. Evim, yıllardır içinde evlatlar ve torunlar büyütüp eskiyen, zamanla eskimiş bir yuva gibi, hem bana hem de anneme yabancılaşmış gibiydi. Şu an ki halini düşündüm, her şeyin terk edilmiş gibi olduğu bir evde insanın yaşaması kolay değil. Bazen eski duvarlarda kendini kaybetmiş, anılarını biriktirmiş gibi hissediyorsun.

Annem mutfakta, kahvaltıyı hazırlıyor. Ama o da farkında, bu evde huzur eksik. Yavaşça yanıma geldim.

“Evladım,” dedi annem, yüzünde o buruk gülümsemeyle, “Herkes büyüdü, kendi yolunu buldu ama biz hâlâ burada… Viran olası hanede evlad-u iyal var. Bilmiyorum, ne yapacağız?”

İçimden, “Ne yapacağız annem, bilmiyorum. Belki biz de zamanla burayı terk ederiz,” diye geçirdim. Ama annemin gözlerindeki hüzün, doğru söyleyemediğim gerçeği bana hatırlatıyordu. Ne kadar büyümüş olursam olayım, bazen evin o eski duvarlarına tutunup kalmak istiyorum. Yavaşça başımı eğdim, gözlerim dolmaya başladı.

Büyüyen Bir Çocuğun Aradığı Bir “Ev”

Çocukken burası cennetti. Her köşesinde bir hatıra, her odasında yaşanmış bir hayat vardı. Annemin taze pişirdiği böreklerin kokusu, sabahları bahçedeki kirazları toplarken duyduğum kahkahalar, akşamüstü yapılan uzun sohbetler… Hepsi, o küçük evde anlam buluyordu. Fakat büyüdükçe, bir evin sadece içinde yaşayanlarla anlam kazandığını fark ettim. Evet, evim viran oluyordu ama içinde evlatlar vardı. Peki, o evlatlar ne zaman “evlat” olmaktan çıkıp, “sahipsiz bir çocuk” olmaya başlar?

Odaya oturdum, bir süre sessiz kaldım. Sanki yıllar sonra buradaki her şeyi tekrar hissetmek istiyordum. Ama ne zaman bir parçasına dokunsam, ondan bir şeyler kayboluyor gibiydi.

Annemin gözlerindeki hüzün, sanki her gün biraz daha ağırlaşıyor gibiydi. Çocukken, her şeyi onun gözlerinden görürdüm. Ama şimdi, büyüdüm. Anlamaya başladım. Bir ev, sadece duvarlardan ibaret değildir. Bir ev, içinde o evin gerçek sahiplerinin kalbiyle, anılarıyla yaşar.

Bir Şehirde Kaybolan Bir Aile

Kayseri’nin her bir sokağında, evlerin pencerelerinden sızan ışıklarla gözlerim buluşuyor. O sokakta her akşam yeniden doğan güneşin sıcaklığı, bana evin yavaşça kaybolan sıcaklığını hatırlatıyor. Şu an bu yazıyı yazarken bile, evimde olmanın verdiği bir kaybolmuşluk hissi var. Anlam veremediğim bir boşluk, evin duvarlarında, pencerelerinde, her köşesinde…

Dışarıda insanlar evlerinin ışıklarını yakıp yatarken, ben hâlâ o eski, viran olası evde, annemle bir arada kalma çabasında buluyorum kendimi. Belki de bir zamanlar ben de onlardan biri oldum. Evlat, içindeki iyilikle büyüyüp gitmeli, ama bir şeyler eksik. Kayıp bir parça var. Evladın büyümesi, evin büyümesi, zamanla kaybolan bir şeyleri ortaya çıkarıyor.

O an fark ettim ki, “Viran olası hanede evlad-u iyal var” demek, aslında bir anlamda geçmişle yüzleşmekti. Evdeki duygusal bozulmanın, evlatların farklı yollar seçmesinin bir temsiliydi bu deyim. Bütün bu kırık dökük duvarlar, kaybolan eski sohbetler, gidip gelen günler bana şunu hatırlatıyordu: Bazen eve sahip olan biz değiliz. O, bizim içimizde büyür, bizse zamanla ondan kayboluruz.

Evlat Olmanın Gerçek Yüzü

Bir süre sonra, annemin mutfakta yaptığı kahvaltıyı hazırladıktan sonra, sessizce sofraya oturduk. Her şeyin farkındaydık. Hiçbir şey, eski o eski neşeyi geri getiremeyecekti. Ama ben, o kaybolmuş olan huzuru tekrar aramayı içimde hissediyordum. Belki de kaybolan şey, sadece dışarıda gördüğümüz değil, içerideki o özlem hissiydi.

Annemin birden gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Biliyorum, evladım. Biliyorum,” dedi. “Ama unutma, evlad-u iyal her zaman vardır. Yalnızca bir şekilde onları yeniden bulmak gerekir. Bizim evimiz belki eski, viran ama içinde hala kalbimiz var, biliyor musun?”

Annemin sözleri, bir anlamda bana eski duvarlardan daha değerli geldi. O an anladım ki, her şeyin bir sonu vardır ama bu sonlar, bazen bizi yeniden birleştiren bir başlangıç da olabilir.

Sonuç: Ev ve Zamanın Dönüşümü

Ev, her zaman duvarlardan ve pencerelerden ibaret değildir. O, aslında bizim içimizde büyüyen ve şekil alan bir varlık. Kaybolan anıların, kaybolan geçmişin geriye kalan izleri… Bazen viran bir evde bile, evlatlar hala yaşar. “Viran olası hanede evlad-u iyal var” derken, kaybolan bir geçmişi değil, bir dönemi geride bırakmanın acısını hissediyorum. Belki de her evlat, bir gün o eski evin viran kalan duvarlarına, anılarına dönüp bakmalı ve anlamalı. Ne de olsa, her şeyin bir zamanı var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet güvenilir mi