İçeriğe geç

Kalbi acıyan insan ne yapmalı ?

Kalbi Acıyan İnsan Ne Yapmalı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış

İstanbul’un karmaşasında, her gün bir şekilde birbirimizin hayatına dokunuyoruz. Gözlerimiz birbirine çarpıyor, düşüncelerimiz, duygularımız bazen kesişiyor. Ama bazen, o kadar çok şey oluyor ki etrafımızda, kalbimiz gerçekten acıyor. İnsanların yaşamlarına, toplumun acılarına, adaletsizliklere tanıklık ettiğimizde, ‘Kalbi acıyan insan ne yapmalı?’ sorusu hep aklımızda dönüp duruyor. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramlarla bağdaştırıldığında bu soru, sadece kişisel bir hissiyatın ötesine geçiyor. Peki, hepimizin içinde bir şekilde “acıyı” hisseden biri olarak, ne yapmalıyız? İşte, benim gözlemlerimden ve yaşadıklarımdan yola çıkarak, bu soruyu birlikte irdeleyelim.

Toplumsal Cinsiyet Perspektifi: Kadınların Çektiği Acı

İstanbul’un her yerinde, sabah işe giderken ya da akşam eve dönerken, sokakta, toplu taşımada gözlemlediğim bir şey var: Kadınların yaşadığı toplumsal baskılar, acı ve stresten bahsediyorum. Kadınların fiziksel, duygusal ve psikolojik olarak üzerlerinde sürekli bir baskı var. Sabah evden çıkarken daha az makyaj yapmış bir kadının, “bugün daha yorgun görünüyorum” diye hissetmesi. Ya da gece yarısı eve dönerken, bir kadının yürüdüğü sokakta yalnız olmanın korkusunu duyması… Toplumumuzda, kadınlar üzerindeki bu sürekli baskıların, her an acı vermesi kaçınılmaz. Bazen sesimizi çıkaramayız, bazen susarız, bazen de anlatacak gücümüz yoktur. Peki, kalbi acıyan bir insan, bir kadın, ne yapmalı? Sorunun cevabı, sadece duygusal olarak değil, toplumsal olarak da derin bir anlam taşıyor.

Ben bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyorum ve her gün bu tür hikayelere tanıklık ediyorum. Kadınların, işyerinde eşit işe eşit ücret alıp almadıkları konusunda yaşadıkları zorlukları gözlemliyorum. Kadınların işyerindeki mobbing, taciz ya da diğer ayrımcılık türleri karşısında yaşadıkları travmalar da birer acı. Eğer kalbi acıyan bir insan, “Ne yapmalıyım?” diye soruyorsa, belki de yapması gereken şey, bu meseleye sesini yükseltmek, bu acıları duyurmak, sesini duyurmanın yollarını aramak olmalı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği karşısında yapılacak en büyük şey, herkesin aynı haklara sahip olduğu bir dünya için mücadele etmektir. Bunu anlamak, adaletsizliğe göz yummamak demektir.

Çeşitlilik ve Toplumsal Adalet: Farklı Kimliklerin Acıları

Toplumsal cinsiyetin ötesinde, çeşitliliği ve farklı kimlikleri de göz önünde bulundurmalıyız. Her birey farklıdır ve bazen bu farklılıklar, toplumda hoş karşılanmayabilir. Birçok insanın yaşadığı “diğer olma” hissiyatı, kalp kırıklığına yol açar. Kimi zaman, sokakta yürürken bir LGBTİ+ bireyinin karşılaştığı bakışlardan anlarız, bazen bir etnik grubun kimliğini gizleyerek toplumsal kabul görmek için çabalarını gözlemleriz. İşte burada, toplumsal adaletin önemi devreye giriyor. Farklı kimliklerin acılarını duymak ve onlarla empati kurmak, bu acıları hafifletmek adına ilk adım olabilir.

Bir iş arkadaşımın hikayesi üzerinden örnek vermek gerekirse, bir LGBTİ+ bireyi olan arkadaşımın, kimliğini açıklamaktan çekindiğini ve sürekli toplumun “normal” kabul ettiği kalıplara uymak zorunda olduğunu anlatması beni gerçekten derinden etkilemişti. Bu durum, hem bir bireyin hem de toplumun acısını ortaya koyuyordu. Sosyal medyada gördüğümüz, gerçek hayatta ise çoğu zaman karşılaştığımız ayrımcılık ve dışlanma, o kadar derin bir acı bırakıyor ki… Peki, kalbi acıyan insan ne yapmalı? Belki de yapılacak şey, başkalarının acılarını duyabilmek ve onlara yer açabilmek. Farklılıkların zenginlik olduğunu anlamak ve bu farkları hoşgörüyle karşılamak, toplumsal adaletin temelini oluşturur.

Toplumda “Sessiz Çığlıklar” Duymak ve Tepki Vermek

Birçok insan, toplumun acılarına duyarsız kalabiliyor. Sabah metrobüste, kimse kimseye bakmaz. Ama ben bir gün, bir kadının metroda tartışmaya girmesiyle ilgili duyduğum öfkeyi unutamıyorum. Kadın, adamın ona laf attığını, ona bakarak konuştuğunu söylüyordu. Ve kimse müdahale etmedi. Toplum, bazen göz ardı ettiğimiz, sustuğumuz ya da “bana ne?” dediğimiz çok fazla acıyı içinde taşıyor. Kalbi acıyan insan, bazen birinin acısına göz yummaz ve harekete geçer. Fakat harekete geçmek, bazen çok basit bir şey olabilir. Bir kadının, bir etnik kimliğin ya da bir cinsel yönelimin acılarını duyabilmek, onlara destek olabilmek, onları görünür kılabilmek… İşte bu yüzden, kalbi acıyan bir insan ne yapmalı sorusuna verebileceğimiz en anlamlı cevap, empati kurmak, toplumsal eşitlik için mücadele etmek ve herkesin sesini duyurmasına olanak sağlamaktır.

Benim için bu, her gün küçük ama önemli bir şey. Her gün işe giderken, sokakta gördüğüm her insanın acısını anlamaya çalışarak, sadece onları gözlemlemekle kalmıyorum. Eğer birinin acısına duyarlı olabiliyorsam, bu dünyada belki de daha iyi bir yer yaratabiliriz. Kalbi acıyan insan ne yapmalı? Sorunun cevabı aslında hepimizin içinde, her birimizin küçük hareketlerinde gizli. Hadi, hep birlikte dünyayı daha adil ve daha eşit bir yer yapalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet güvenilir mi